| Alevilikte Ramazan Orucu; Görüleceği üzere Ramazan orucu Alevi toplumun inanç esaslarındandır.. | |
|---|---|
| Tweet Topic Started: Mar 5 2011, 04:36 PM (1,522 Views) | |
| MenAref | Mar 5 2011, 04:36 PM Post #1 |
|
Administrator
|
ORUÇ (SAVM) Allah’ın rızasını kazanmak ve O’na olan teslimiyetimizi ilan etmek için belli bir zaman dilimi içinde –imsak vaktinden güneşin batımına kadar- imkan olduğu halde yeme ve içmeye ara vermek,ele bele ve dile sahip olup güzel hasletlerle donanmak,Hakk’ın boyasıyla boyanmak ve ibadet şuurunu en deruni şekilde yaşamak olarak tanımlayabiliriz orucu.Zahirde bedeni batında ruhumuzu terbiye eden oruç; bedenin zekatıdır. Oruçta sabır mürşit,nefs ise mürittir.Bir arınma bayramı,mana çıtalarının yükseldiği,gönül gözlerinin ihsan penceresinden Hakkı müşahade ettiği,katı yüreklerin sürgün verme mevsimidir oruçlu olarak alınan nefesler...Fakir ve unutulmuş ihtiyaç sahiplerinin dünyasına fevkalade temiz duygularla dalmamızı sağlayan, dayanışmanın ve cömertliğin hat safhada olduğu bir ibadettir.Bu sebeple oruçlu kimse kendi bulunduğu durumun daha ağır şartlarını hayal ederek ve ya bizatihi görerek şükretmeye başlar.Hamd ve sena suyu sabır arkına dökülür ve rızık çarkının dönmesine vesile olur.Eğer bir insan Rabbini anarsa elbette kerem sahibi Zat-ı İlahi bin bir rahmetiyle o aciz gönüllere cevap verecektir. Evet oruç öyle bir irade ister ki o irade gönüle çadırını kurdumu o ruh insan olmanın hakiki vasıflarıyla donanır.Ve sonrada tabiata,insana,börtüye böceğe nazarı değişir.Tavını almış toprak gibi her güzel şeyi vermeye hazırdır.Bu amelin feyz ve bereketi o kadar fazladır ki bir Hadisi Kudsi’de şöyle buyrulmaktadır: “Oruç benim için tutulur.Onun karşılığını ben veririm.Sevabının mükafatının haddi hesabı yoktur.” Kul Allah’a o kadar yakınlaşıyor ki yakinlik mertebesinde onunla haşir neşir olur.Bu amele iştirake sadece ruhumuz değil hücrelerimiz, damarlarımızda akan kanımızda dahil olur.Bu sebepledir ki ecri hesapsız olacaktır. RAMAZAN ORUCU Hz. Ali (kv) Efendimiz Ramazan orucu hakkında Resul-ü Ekrem’den şunları aktarıyor: “Resulullah bir gün hutbe okuyarak şöyle dedi:Ey insanlar Allah’ın bereket ve mağfiret ayı size ulaşmıştır.Öyle bir ay ki Allah indinde tüm aylardan üstündür.Gündüzleri en iyi gündüz geceleri en iyi gecelerdir.Nefeslerinizde tesbih sevabı ve uykunuzda ibadet sevabı vardır.Bu ayda amelleriniz makbul ve dualarınız kabul olur.O halde sadık niyetlerle ve temiz kalplerle sizleri oruç tutmaya ve Kuran okumaya davet ediyorum.Muvaffak olmak için Allah’ı zikredin.Zira asıl kötü bedbaht olan bu büyük ayda Allah’ın mağfiretinden mahrum olan kimsedir.” Böyle rahmeti yüksek kurtuluş vesileleri ile dolu Ramazan ayını boş geçirmek,önemsememek ne büyük bir gaflettir. Evet geçmiş ümmetlere olduğu gibi bizim ümmetimize de oruç farz kılınmıştır.Bunu Kuran şöyle ifade eder: “Ey iman edenler sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de yazıldı,belki bu sayede kötülüklerden korunursunuz.” (1) Peki bu üzerimize farz kılınan oruç ne zaman tutulacaktır? Yine Kuran’a yöneliyoruz ve bize yukarıda verdiğimiz ayetten iki ayet sonra doğru adresi gösteriyor: “Ramazan ayı;ki insanlar için hidayetin ve doğru yolu gösteren hakla batılı birbirinden ayıran delilerin kaynağı olarak Kuran onda indirilmiştir.Kim o ayda hazır bulunursa oruç tutsun..” (2) Hacı Bektaş Veli Makalat’ında şeriat kapısından bahsederken müminin yapması gereken temel ibadetleri şöyle sıralıyor: “Pes imdi abitlerin taatleri namazdır,oruçtur,zekattır ve hacdır.” (3) Bu ibadetleri sayıp referans ayetleri verirken oruçla ilgili olarak biraz önce değinmiş olduğumuz Ramazan ayı ile ilgili ayete atıf yapmaktadır. Ramazan ayını manevi bereketlerle dolu olmasının bir diğer sebebi de Kuran-ı Kerimin bu ayda Efendimize inzal olmaya başlamasıdır.Zira hakkı batıldan ayıran,hidayet güneşi,zahir ve batın ilminin deryası müjdeler müjdesi Furkan bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinde “oku” diye başlayan Alak süresiyle Risalet güneşi de beraberinde doğmuştur.Hütbetül Beyan adlı eserde Hz. Musa ilgili şöyle bir olay nakledilir: “Ya Rabbi aylar içinde öyle bir ay gördüm ki onu bana ver dedi.Hak Teala buyurdu ki:Ol Ramazan ayıdır.Kuran’ın indiği aydır.Eğriyi doğruyu ayıran bir aydır.Onu dahi Muhammed’e verdim.(4) Sonuç olarak diyeceğimiz inanan bir insan ramazan ayı orucunu inkar edemez,ona lakayt ibahiyeci bir üslupla yaklaşamaz.Öyle bazı kesimlerce ortaya atılan bu oruç bizim değil,bizim orucumuz başkadır gibi tamamen gerçek dışı,saptırıcı bir anlayış İslam’ın can damarlarından biri olan Alevilikle hiçbir şekilde bağdaşmaz.Cehalet en büyük düşmandır.Muharrem orucunu ikame bir değer gibi Ramazan'ın yerine geçirmeye çalışmak inanç sistemimizde yapılan önemli bir tahrifattır.Sevgili inananlar;bu konuda çeldirici fikirlerden uzak durmak için Kuran,hadis ve İmamlarımızın hayatı bize örnek olmalıdır.Bu konuya İmam Cafer Sadık’ın şu sözleriyle son verelim. “İmama yüce Allah’ın kullarına farz kıldığı amellerin en başında hangilerinin geldiği sorulduğunda şu cevabı vermiştir.Allah’tan başka ilah olmadığına Hz.Muhammed’in O’nun Resulü olduğuna şehadet etmek,beşvakit namazı kılmak,zekatı vermek,kabeyi haccetmek,Ramazan ayı orucunu tutmak ve biz Ehlibeyt’in velayetini kabul etmek.Kim bunları hakkıyla yerine getirir ve kötülüklerden uzak durursa cennete girer... KAYNAKLARDA ORUÇ Ramazan Orucu ile ilgili kaynaklarda bir çok veriye rastlamak mümkündür.Yazımızın bu kısmında Bazı Alevi kaynaklarında oruçla ilgili olarak geçen pasaj ve kıtaları sunuyoruz. Alevi halk ozanlarından Dertli bir şiirinde şöyle demektedir: “Sanma sofi bizim ruzemiz yoktur Ramazanı aşkın siyamıyız biz. Söyletme derunde derdimiz çoktur Dertte noksan değil tamamıyız biz (5) Seyit Ahmet Rıfat Efendi eserinde oruçla (sıyam) ilgili bir bölüm ayırarak Ramazan orcunu anlatmıştır.Şöyle demektedir: “Erkanı İslamiyenin biri dahi siyamdır(oruçtur). Diyerek Bakara süresi 183. ayetinin delil getirip şöyle devam eder;bu takdirde farz olduğu hasebiyle orucun her senenin Ramazanı şerifinde müminlere edası lazımdır.(6) Hacım Sultan ocağına bağlı Malatyalı Sadık Baba şu dörtlüğünde Ramazan orucuna şöyle değinmiştir: Otuz oruç ile beş vakit namaz Bunu bilen kişi haramı yemez Hak ademde derler bilen söylemez Adem için akıl kemâl evç ind Seyyit Garip Musa ocağına ait bir icazetnamede görevlendirilen Halifeye görevleri anlatılırken Ramazan orucu ile ilgili şu şartı koymuştur: “biz onu tam bir yetkiyle icazetli kıldık ki seccade nişin olacak,farz namazlarını kılacak,üzerine düşen zekatı verecek,yol bulabildiği takdirde Hacca gidip Beyti ziyaret edecek,Ramazan ayı orucunu tutacak....” (7) Bektaşilik Makalatı adlı eserin müellifi olan Ali Ulvi Baba bu eserde şöyle demektedir:”hazreti risalet penah efendimiz buyururlar ki islamın bünyadı beş nesne üzerinedir. Kelime-i şehadet ve salat ve zekat, ramazan ve haccül beyt gibi daha nice şeraiti vacibat ve süneni seniyye-i peygamberidir ki bunların icrası tenbih ve tekid buyrulmuştur.cümlesini yerine getirmektir. Zira bu emirler hak sübhanne-hu teala hazretlerinin resulu vasıtasıyla bizlere emir buyurduğudur.”(8) Yine nefesleriyele Yunus Emre’nin izini takip eden son dönem gönül erlerinden Zeynel usul Baba orucu ele alan bir şiiriyle bu hakikati dile getirmiştir.Özelikle şu mısralarıyla Alevi toplumunu Şeytani heva heveslerine götürmek isteyen mihraklara gönderme yaparcasına onları ikaz ediyor. “Sakın ola bahane oruç nedir demeyin/ Kendi mizacınızla ayrı mana vermeyin Doğru yola gidenler gelin oruç tutalım Hakkı zikir edenler gelin oruç tutalım Sakın ola bahane oruç nedir demeyin Güçlü iken gaflete oruç terk eylemeyin Kendi mizacınızla ayrı mana vermeyin Usulüne uygunca gelin oruç tutalım(9) Yine Kaygusuz Abdal bir nefesinde islamın diğer temel ibadet biçimleriyle beraber orucu (savm) dile getirmiştir. Savm ile salat zekat ile hac Malın var ise hak yoluna saç Biri şehadettir lisanını aç Bu sana acayip iştir efendi(10) Erdebil ocağının manevi liderlerindenve Anadoluda sıkça kullanınlan bir kaynak olan Şeyh Safi ‘nin buyruğunda şu ifade yer almaktadır: Hem taharet hem vuzu savm-u salat-u haccü zekat Çar-deh Masumu Pak al-i abadır gönlüme(11) Görüleceği üzere Ramazan orucu Alevi toplumun inanç esaslarındandır.Ancak zamanla bir takım art niyetli yaklaşımlarla önce Muharrem ayının gölgesinde kalmış daha sonra bu oruç biizm değildir gibi bir yaklaşıma varılmıştır.Bu Aleviliğin İslamla bağını koparma girişimlerinden biridir.Sorulduğu zaman Dedeler( ?) biz atamızın dedemizin gittiği yoldan gidiyoruz derler.Tamamen ilme kapalı ve Kuran'ın şiddetle eleştirdiği "akıl ve mantık süzgecinden geçmeyen,atalardan gelen herşeyi hak görme anlayışı" bizde önemli bir tablo teşkil etmektedir.İçimizde putlaşan bu zihniyeti yıkmak bu kadar açık deliller karşısında zor olmasa gerek.Allah bize Ramazanı idrak etme basiretini versin... 1-Bakara Süresi-183. ayet 2-Bakara süresi-185. ayet 3-Makalat H.Bektaş veli,Sy- 4-Hütbet’ül Beyan,Çev. Raşit Tanrıkulu,sy-269 5-Samangil, aynı eser, s. 56) 6-Mirat’ül Mekâsıd fîde’fil –Mefâsıd,A.Rıfat Efendi sy-294 7-Çev.Müfit Yüksel 8-Bektaşilik Malakatı, Ali Ulvi Baba/horasan yayınları sy-53 9-Zeynel Baba Hayatı ve Şiirleri, A.Güzel sy-185 10- Kaygusuz Abdal;A.Güzel 11-Şeyh Safi buyruğu sy-308 Kaynak: http://bektasidergahi.blogcu.com/alevilikte-ramazan-orucu/4027923 |
![]() |
|
| MenAref | Mar 5 2011, 05:34 PM Post #2 |
|
Administrator
|
RAMAZAN AYI VE ORUÇ![]() Bismillahirrahmanirrahim “Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız.” 1- Rahmet, Mağfiret ve Bereket Ayı Emir’ul-Muminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) bir gün bize hitaben şöyle buyurdular: “Ey insanlar! Allah’ın ayı (Ramazan) bereket, rahmet ve mağfiretle size ulaşmaktadır. Bu ay Allah katında ayların en üstünü, gündüzleri gündüzlerin en değerlisi, geceleri gecelerin en faziletlisi, saatleri de saatlerin en kıymetlisidir. Bu ayda sizler Allah’ın ziyafetine davet olunmuş ve Allah’ın ikramına layık kimselerden kılınmışsınız. Bu ayda nefesleriniz. tesbih ve uykunuz ibadet sayılır; amelleriniz kabul, dualarınız da müstecab olur. Öyleyse sadık bir niyet ve temiz bir kalple Allah’tan dileyin ki, sizi bu ayın orucunu tutmaya ve Allah’ın kitabını tilavet etmeye muvaffak kılsın. Bu büyük ayda kim Allah’ın mağfiretinden mahrum kalırsa, gerçekten de bedbahttır. Bu ayda tahammül ettiğiniz açlık ve susuzluğunuzla kıyamet gününün açlık ve susuzluğunu hatırlayın. Fakir ve biçarelere sadaka verin; büyüklerinize saygı gösterin; dillerinizi (haram olan şeylerden) koruyun; gözlerinizi helal olmayan şeylere kapatın ve dinlenilmesi helal olmayan şeylere kulaklarınızı tıkayın. Başkalarının yetimlerine şefkatli davranın ki, onlar da sizin yetimlerinize şefkatli davransınlar. Günahlarınızdan tövbe edip Allah’a yönelin. Namaz vakitlerinde ellerinizi O’na doğru kaldırarak duada bulunun; çünkü namaz vakitleri saatlerin en üstünüdür. Allah-u Teala bu vakitlerde kullarına rahmetiyle bakar; niyazda bulunurlarsa icabet eder; çağırırlarsa “lebbeyk” der; dua ederlerse kabul eder. Ey insanlar! Doğrusu ruhlarınız, amellerinizin elinde rehine durumundadır; öyleyse yüce Allah’tan âf ve bağışlanma isteyerek ruhlarınızı hürriyete kavuşturun. Sırtlarınız günahlarla ağırlaşmış, secdelerinizi uzatarak bu ağır yükü hafifletin. Yine biliniz ki, yüce Allah kıyamet gününde insanların âlemlerin Rabbi karşısında dikilip kaldıkları gün, namaz kılanlara, secde edenlere, azap etmeyeceğine ve cehennem ateşiyle de korkutmayacağına dair izzeti ve yüceliği hakkı için yemin etmiştir. Ey insanlar! Sizlerden kim bu ayda oruç tutan bir mümine iftar verirse, bu ameliyle Allah katında bir köleyi azat etmenin sevabını alır ve geçmiş günahları bağışlanır.” “Ya Resulellah! Hepimizin buna gücümüz yetmiyor” denildiğinde şöyle buyurdu: “Bir hurmanın yarısıyla olsa bile kendinizi cehennemin ateşinden korumaya çalışın; bir içim suyla olsa bile kendinizi ateşten kurtarmaya çalışın. Ey insanlar! Sizden her kim bu ayda ahlakını güzelleştirirse, ayakların sırattan kaydığı gün, bu ona sırattan geçme izni olur. Kim bu ayda elinin altında olan köle (veya hizmetçi)’sinin işini hafifletip kolaylaştırırsa, Allah da onun hesabını hafifletip kolaylaştırır. Kim bu ayda şer ve kötülüklerinin önünü alırsa, Allah da kıyamet günü (ona karşı) gazabının önünü alır. Kim bu ayda bir yetime ikramda bulunursa, Allah’ı mülakat edeceği gün Allah da ona ikramda bulunur. Kim bu ayda sıla-i rahimde bulunursa (yakınlarına ve akrabalarına ihsan ederse), kıyamet günü Allah-u Teâlâ ona rahmetle bağışlamada bulunur. Kim bu ayda yakınlarıyla ilişkisini keserse, Allah-u Teâlâ da onula kıyamet günü rahmetinin ilişkisini keser. Kim bu ayda müstahap namazlarını kılarsa, Allah-u Teâlâ da onu cehennem ateşinden korur. Kim bu ayda farz namazlardan birini eda ederse, ona Ramazan ayı dışında kılınan yetmiş farz namaz sevabı verilir. Kim bana çok salâvat gönderirse, amel terazilerinin hafif olduğu kıyamet günü, Allah-u Teâlâ onun amel terazisini ağırlaştırır. Kim bu ayda Kur’ân-ı Kerim’den bir ayet okursa, diğer aylarda Kur’an’ı hatmeden kimseye verildiği kadar sevap ona verilir. Ey insanlar! Bu ayda cennetin kapıları açıktır; Rabbinizden dileyin ki, o kapıları yüzünüze kapatmasın. Cehennemin kapıları da kapalıdır; Rabbinizden dileyin ki, o kapıları yüzünüze açmasın. Şeytanlara da lâle (demir halka) vurulmuştur; Rabbinizden dileyin ki, onları size musallat etmesin.” Emir’ul-Muminin Hz. Ali (a.s) diyor ki: “Ben; ya Resulellah! Bu ayda amellerin en iyisi hangisidir?” diye sorduğumda, Resulullah (s.a.a); “Ya Ebe’l Hasan! Bu ayda amellerin en iyisi, Allah’ın haram ettiği şeylerden kaçınmaktır” diye buyurdu ve ağlamaya başladı. Ya Resulellah! Niçin ağlıyorsun? diye sorduğumda ise şöyle buyurdu: “Ya Ali! Bu ayda sana karşı yapmayı helal bildikleri şey için ağlıyorum; zira Rabbine namaz kıldığın anda geçmişlerin ve geleceklerin en kötüsü ve Semud kavminin devesini yaralayanın kardeşi sana taraf gelip kılıçla seni vurarak sakalını kana boyadığını görür gibiyim.” Ben; “Ya Resulellah! Bu dinimin salim kalması yolunda mıdır mıdır?” diye sorunca Resulullah (s.a.a); “Evet, bu, dininin salim kalmasındadır” cevabını vererek şöyle buyurdular: “Ya Ali! Kim seni öldürürse, beni öldürmüştür; kim sana buğz ederse, bana buğz etmiştir; kim sana küfrederse, bana küfretmiştir; çünkü sen gerçekten de kendi nefsim gibi bendensin; ruhun benim ruhumdur; ahlakın benim ahlakımdır. Doğrusu Allah Tebarek ve Teala beni ve seni bir (anda) yarattı; beni ve seni seçti; beni nübüvvete, seni de imamete seçti. Kim senin imametini inkâr ederse, benim nübüvvetimi inkâr etmiş olur. Ya Ali! Sen benim vasim, çocuklarımın (Hasan ve Hüseyin’in) babası, kızım Fatıma’nın kocasısın; hayatımda ve ölümümden sonra ümmetime halifemsin. Beni nübüvvetle gönderene ve yaratılmışların en üstünü kılana and olsun ki, hiç şüphesiz sen, Allah’ın yaratıkları üzerine hücceti, sırrının emini ve kulları üzerine halifesisin.” 2- Resulullah’ın Ayı Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Şa’ban ayı benim ayımdır; Ramazan ayı da Allah Azze ve Celle’nin ayıdır. Kim benim ayımdan bir gün oruç tutarsa, kıyamet günü ben onun şefaatçisi olurum. Kim benim ayımdan iki gün oruç tutarsa, (bütün) geçmiş günahları affolunur. Kim benim ayımdan üç gün oruç tutarsa, ona; “Amelini yeniden başla” (yeni teklife erişmiş birisi gibi tertemiz olmuşsun) denilir. Kim Ramazan ayının orucunu tutar da belini, dilini korur ve halka eziyet etmezse, Allah-u Teâla onun geçmiş ve sonraki günahlarını bağışlar, onu ateşten azat eyler ve Dâr’ul-karar’da (cennette) ona yer verir.” 3- İslam’ın Temelleri İmam Bakır (a.s) buyurmuştur ki: “İslam beş temel üzerine kurulmuştur: Namaz, zekat, hac, oruç ve velayet.” 4- Oruç Tutmanın Felsefesi İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Allah-u Teâla orucu, zengin ile fakirin eşit olması için farz kılmıştır. Çünkü (normal durumlarda) zengin adam açlığı hiçbir zaman tatmıyor ki (fakirlerin ne çektiğini anlasın da) fakirlere acısın. Zira o her istediği şeyi rahatça ele getirebiliyor. Allah Azze ve Celle, zenginin fakire acıması ve aç olana merhamet etmesi için, kullarını (Ramazan ayında oruç vesilesiyle) eşit bir seviyeye getirmek ve zengine açlık ve acının zorluğunu tattırmak istemiştir.” 5- İhlâs Mihengi Emir’ul-Muminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Allah-u Teâla orucu, halkın ihlâsını imtihan etmek için farz kıldı.” 6- Oruç Tutmanın Sebebi İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki: “İnsanlar, açlık ve susuzluğun acısını anlamaları ve bu vesileyle de ahiretin fakirliğini idrak etmeleri için oruç tutmaya emr olunmuşlardır.” 7- Bedenin Zekâtı Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Her şeyin bir zekâtı vardır; bedenin zekâtı da oruçtur.” 8- Cehennem Ateşinin Siperi Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Oruç, cehennem ateşine karşı bir siperdir.” 9- Sıcak Günlerde Oruç Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Sıcak günlerde oruç tutmak cihattır.” 10- En Yararlı Oruç Emir-ül Muminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Nefsin dünya zevklerine karşı oruçlu olması, orucun en yararlısıdır.” 11- Orucun İzahı Emir-ül Muminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Oruç; insanın yiyecek ve içeceklerden kaçındığı gibi haramlardan da kaçınmasıdır.” 12- Kalbin Orucu Emir-ül Muminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Kalbin orucu, dilin orucundan daha iyidir; dilin orucu da karnın orucundan daha iyidir.” 13- Bütün Organların Oruç Tutması İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Oruç tuttuğunda kulağın, gözün, saçın ve cildin de oruç tutmalıdır (haramlardan kaçınmalıdır).” 14- Değersiz Oruç Fatımat’üz- Zehra (a.s) buyurmuştur ki: “Oruç tutan kimse, dilini, kulağını, gözünü ve (diğer) uzuvlarını korumuyorsa, bu orucu ne yapacaktır?” 15- Oruçları Oruç Olmayanlar İmam Bakır (a.s) buyurmuştur ki: “(Allah tarafından tayin edilen) İmama isyan eden kimsenin orucu, oruç değildir. Firar eden kölenin, geri dönmedikçe orucu oruç değildir. Kocasına itaatsizlik eden kadının, tövbe etmedikçe orucu oruç değildir. Ana-babasına karşı gelen evladın, onlara itaat edip iyi davranmadıkça tuttuğu oruç, oruç değildir.” 16- Nice Oruç Tutan Kimseler Vardır ki… Emir’ul-Müminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Nice oruç tutan kimseler vardır ki oruçlarından, açlık ve susuzluktan başka bir şey elde etmezler. Nice (geceleri ibadet etmek için) kıyam eden kimseler vardır ki kıyamlarından, uykusuzluk ve zahmetten başka bir nasipleri olmaz.” 17- Kur’ân’ın Baharı İmam Bakır (a.s) buyurmuştur ki: “Her şeyin bir baharı vardır; Kur’ân’ın baharı da Ramazan ayıdır.” 18- Kıyamet Günü Doyacak Olan Kimseler Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Ne mutlu Allah için açlık ve susuzluğa dayanan kimselere; işte onlardır kıyamet günü doyacak olan kimseler.” 19- Sıcak Günde Allah İçin Oruç Tutmak İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Kim çok sıcak bir günde Allah için oruç tutar ve susarsa, Allah-u Teala, bir meleği ona vekil kılar; iftar edinceye dek onun yüzüne el sürerek onu müjdelerler.” 20- Oruç Tutanın İki Sevinci İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Oruç tutan kimse için iki sevinç vardır; biri iftar vaktinde, diğeri ise Rabbine kavuştuğu zaman.” 21- Oruç Tutanların Cennete Girecekleri Kapı Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Cennetin ‘Rayyan’ isminde bir kapısı vardır; o kapıdan ancak oruç tutan kimseler girerler.” 22- Duanın İcabete Eriştiği Vakit İmam Musa Kazım (a.s) buyurmuştur ki: “Oruç tutan kimsenin iftar vaktinde duası icabete erişir.” 23- Müminin Baharı Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Kış müminin baharıdır; uzun gecelerinden ibadet etmek için, kısa gündüzlerinden de oruç tutmak için faydalanır.” 24- Bir İyiliğe Karşılık On Kat Sevap Verilmesi İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Kim bir iyilik yaparsa, kendisine bunun on katı verilir” (ayetinin mefhumuna göre,) her aydan üç gün oruç tutmak da bu kabildendir.” (Yani her aydan üç gün oruç tutan kimse, o ayın tamamını oruç tutmuş sayılır.) 25- Oruçlu Olduğu Halde Cariyesine Söven İmam Bakır (a.s) buyurmuştur ki: “Resulullah (s.a.a) bir kadının, oruçlu olduğu halde cariyesine sövdüğünü duyunca, yemek isteyip o kadına; ‘Ye’ buyurdu. Kadın; ‘Ya Resulellah! Ben oruçluyum’ dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) buyurdular ki: “Cariyene sövdüğün halde nasıl oruçlu olabilirsin? Oruç (sadece) yemek ve içmekten kaçınmak değildir; yemek ve içmekten kaçınmanın yanı sıra kötü işler ve çirkin sözlerden de korunmak gerekir. Hakiki oruç tutanlar ne kadar da azdır; boş yere aç kalanlar ise ne kadar da çoktur.” 26- İftar Vermenin Sevabı İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Kim oruçlu bir kimseye iftar verirse, kendisine onun sevabı kadar sevap verilir.” 27- Bedenin ve Nefsin Orucu Emir’ul-Müminin Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Bedenin orucu, azaptan korkarak, sevap ve mükâfata rağbet ederek irade ve ihtiyarla yiyeceklerden perhiz etmektir. Nefsin orucu ise beş duyu organını bütün günahlardan korumak ve kalpte şer (kötülük) sebeplerinden hiçbirinin bulunmamasıdır.” 28- Ramazanda Orucunu Yiyenin Durumu İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Kim Ramazan ayından bir günün orucunu (özürlü olmaksızın) yerse, imanın ruhu (hakikati) ondan ayrılır.” 29- Orucun Sıhhate Sebep Olması Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Oruç tutun ki, sağlıklı olasınız.” 30- İki Sağlıktan Biri Hz. Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Oruç iki sağlıktan biridir.” 31- Ramazan’da Göğün Kapılarının Açılması Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Göğün kapıları, Ramazan ayının ilk gecesinde açılır ve son gecesine kadar da kapanmaz.” 32- Eğer Kul Bir Bilseydi! Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Eğer kul, Ramazan ayında ne olduğunu bilseydi, yılın hepsinin Ramazan olmasını isterdi mutlaka.” 33- Ramazan Ayında Bir Ayet Okumanın Sevabı İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki: “Ramazan ayında Allah’ın kitabından bir ayet okuyan, diğer aylarda Kur’ân’ı hatmeden kimse gibidir.” 34- Kadir Gecesinde Yapılan Amelin Sevabı İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Kadir gecesinde yapılan hayır amel, kadir gecesi olmayan bin ayda yapılan hayır amelden daha üstündür.” 35- Orucun Kamil Olması İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Orucun tamam ve kâmil olması, fıtra zekâtını vermeğe bağlıdır; nitekim namazın kâmil olması da Peygamber’e salâvat getirmeğe bağlıdır.” 36- Fıtır Bayramının Ödüller Günü Olması İmam Bakır (a.s) buyurmuştur ki: “Şavval ayının ilk günü (yani fıtır bayramı) olduğunda bir münadi şöyle nida eder: “Ey müminler! Sabah erken ödüllerinizi almaya koşun.” İmam (a.s) daha sonra buyurdular ki: “Ya Cabir! Allah’ın ödülleri, padişahların ödülleri gibi değildir.” Ve şöyle devam etti: “Evet, fıtır bayramı, ödüller günüdür.” 37- Eyyam’ul-Biyz’de Oruç Tutmak “Her aydan Eyyam’ul-Biz’de (Beyaz günler, yani her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde) oruç tutmak, dereceleri yüceltir ve sevapları büyütür.” 38- Selman’ın Bütün Günleri Oruç Tutması İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: Bir gün Resulullah (s.a.a) ashabına buyurdular ki: "Hanginiz bütün günleri oruç tutuyorsunuz?" Selman: "Ben ya Resulellah!" dedi. Resulullah (s.a.a): "Hanginiz (her zaman için) geceyi ibadetle geçiriyorsunuz?" diye buyurdular. Selman: "Ben ya Resulellah" dedi. Yine Resulullah (s.a.a): "Hanginiz Kur'an'ı her gün hatmediyorsunuz?" diye sordular. Selman: "Ben ya Resulellah" dedi. Ashaptan birisi bu durumdan rahatsız olup şöyle dedi: "Ya Resulellah! Selman Fars ırkından olan birisidir, biz Kureyş cemaatine iftihar etmek istiyor. Siz; "Hanginiz bütün günleri oruç tutuyorsunuz?" diye buyurdunuz, Selman ben dedi; oysaki o çoğu günler yemek yiyor. Siz; "Hanginiz geceyi ibadetle geçiriyorsunuz? buyurdunuz, Selman ben dedi; oysaki o çoğu geceleri yatıyor. Siz; "Hanginiz her gün Kur'ân'ı hatmediyorsunuz?" buyurdunuz, Selman yine ben dedi; oysa o, günlerin çoğunu susmakla geçiriyor." Resulullah (s.a.a) onun bu sözü üzerine şöyle buyurdular: "Vazgeç (sus) ey filanı, ben size Hekim Lokman gibiyim (her sözümün bir hikmeti vardır). Onun kendisinden sorsan seni aydınlatır." Derken o adam Selman'a şöyle dedi: "Ya Eba Abdullah! (Hz. Selman'ın künyesi) Sen bütün günleri oruçlu geçirdiğini mi sanıyorsun?" Selman: "Evet" dedi. O adam: "Ben senin çoğu günler yemek yediğini görüyorum" dedi. Selman cevabında şöyle dedi: "Sandığın şekilde değildir, ben her ay üç gün oruç tutuyorum, Allah-u Teala buyurmuştur ki: "Kim bir iyilikle gelirse, yaptığının on misli mükâfat verilecektir." (En'am/160) Ben Şaban ayını Ramazan ayına muttasıl ediyorum. İşte bu sevm'ud-dehr (bütün günlerin orucu)'in manasınadır. Daha sonra o adam şöyle dedi: "Sen bütün geceyi ibadetle geçirdiğini mi sanıyorsun?" Selman: "Evet" dedi. O adam: "Sen gecenin çoğunu uyuyorsun." Selman cevaben şöyle dedi: "Senin düşündüğün gibi değildir. Fakat ben habibim Resulullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğunu duydum: "Kim abdestli uyuyorsa, bütün geceyi ibadetle geçirmiş gibidir." Binaen aleyh ben daima abdestli uyuyorum." Sonra o adam: "Sen her gün Kur'an'ı hatmettiğini mi sanıyorsun?" dedi. Selman: "Evet" dedi. O adam: "Oysa sen günlerin çoğu vakitlerinde susuyorsun" Selman cevaben şöyle dedi: "Senin sandığın gibi değildir. Ama ben habibim Resulullah (s.a.a)'den Hz. Ali'ye şöyle buyurduklarını duydum: "Ya Ebe'l Hasan! (Hz. Ali'nin künyesi) Senin meselin ümmetim arasında "Kulhu vellahu ehad" (İhlâs suresi) gibidir. Kim onu bir defa okursa, Kur'an'ın üçte birini okumuştur; kim onu iki defa okursa, Kur'an'nın üçte ikisini okumuştur; kim onu üç defa okursa, Kur'an'ı hatmetmiş gibidir." Daha sonra Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdular: "Ya Ali! Kim seni diliyle severse, imanın üçte biri kâmil olur. Kim seni dili ve kalbiyle sever eliyle de yardımda bulunursa, imanı kâmil olur." Resulullah (s.a.a) daha sonra sözlerinin devamında şöyle buyurdular: "Ya Ali! Beni hak olarak meb'us kılan (peygamber seçen) Allah'a ant olsun ki, eğer yeryüzünün ehli seni gökyüzünün ehli gibi sevseydi, kesinlikle hiçbir kimse cehennem ateşiyle azap edilmezdi." Daha sonra cenabı Selman sözünden netice alarak şöyle dedi: "Ben her gün "Kulhu vellahu ehad" (İhlâs) suresini üç defa okuyorum." Bu esnada o adam ağzı taşla kapatılmışçasına ayağa kalktı (ve çekip gitti). 39- Her Ayda Üç Gün Oruç Tutmanın Sünnet Oluşu İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki: “Her ay üç gün oruç tutmak müstahaptır; her on günden birini; ilk on günde Perşembe, ikinci on günde Çarşamba, son on günde de yine Perşembe günü.” 40- Fakirlerin Baharı İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Ramazan ayı Allah’ın ayıdır; (öyleyse) o ayda “Lâ ilâhe illâllah”, “Allah-u Ekber”, “el-hamdulillah” ve “Subhanellah” zikirlerini çok söyleyin; Ramazan ayı fakirlerin baharıdır. F.Altan Kaynak: http://www.ashabikehf.blogspot.com |
![]() |
|
| 1 user reading this topic (1 Guest and 0 Anonymous) | |
| « Previous Topic · Alevilik Nedir? · Next Topic » |







2:14 PM Jul 11