Welcome Guest [Log In] [Register]
Add Reply
Alevilikte Hac ve Zekat
Topic Started: Jul 28 2012, 05:45 PM (1,225 Views)
MenAref
Member Avatar
Administrator
HAC

Posted Image


Asırlarca geleneksel bir yaklaşım olan “İslamın beş şartı” kavramı birçoğumuzu hataya sürüklemiştir.Oysa İslam dini Kuran ve sünnet üzerine bina olmuştur.Dolayısıyla emredilen her şey İslam olabilmenin şartıdır.Bize emredilen klişeleşmiş İslamın beş şartı kavramı içinde yer alan amellerden biri hac diğeri ise zekattır.Biz burada bu amellerin nasıl yerine getirildiğini detaylı olarak anlatacak değiliz.Dileyenler fıkıh ve ilmihal eserlerine bakabilir.

Hac müminlere ekonomik olarak yeterli düzeye sahip olmaları,yoldaki güvenlik ve sağlık koşulları sağlandığı takdirde ömürlerinde bir defaya mahsus farz olmak üzere kutsal topraklar olan Beytullah’ı yani Kabe’yi ziyaret etmeleri gereken ameldir.Ta Hz. Adem’den bu yana bütün peygamberlerin ve inananların uygulaya geldikleri bir ibadettir hac.Beytullah yani Kabe Kuran’daki ifadeyle Allah’ın yeryüzündeki temsili evidir.Allah kelamında şöyle diyor: “Hani biz İbrahime evin yerini belirtip hazırladığımız zaman “bana hiçbirşeyi ortak koşma,tavaf edenler kıyam edenler rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut.” (1) Evim diyor Rabbimiz böyle bir davete icabet edilmez mi?Cenab-ı Hakkın rahmetinin kaynayıp coştuğu bir memba,ötelere açılan manevi bir geçiş koridorudur…Mekke ve Medine’yi bağrına sığdıran bu topraklar…

İslam dünyasının kalbinin attığı yerdir Hicaz.Zira Allah’ın evi orada ve Nebiler nebisi ayağının tozuna yüzler sürdüğümüz Ahmed-i Muhtar’ın ruhaniyeti oralardadır.Tasavvuf erbabınca söylenen bir söz vardır.Hakkı kendinizde arayın taşrada aramayın..Zahiri çerçevede baktığınızda bedenimiz bir yaratılış mucizesidir,Allah’ın varlığına dair muazzam bir delildir.Hayat kaynağımız olan kan vücutta dolaşıp hücrelere hayat verdikten sonra kirlenir.Kirlenen kan tekrar toplar damarlar vasıtasıyla kalbe geri döner ve onun odacıklarında yıkanıp yeniden hücrelere dağılır.Bu devir daim sürüp gider.Şimdi hacca giden müminler dünyanın dört bir tarafından büyük bir coşkuyla Allah’ın evine doğru akarlar.Siyahisi,beyazı,Asyalısı vs herkesin ayrımsız kucaklaştığı bu mahşer meydanında gönlünü alıp ta gelenler günahlarından arınır,ruhları yıkanır…Yurtlarına yeniden doğmuş gibi dönerler.

Ötelere açılan bu kapı her peygamberin dara düştüğü vakit sığındıkları kudsi bir iltica makamıdır.Bir kıssada anlatıldığı üzere Adem uğradığı ağır ibtiladan dolayı ağlamasının şiddetlenmesi ve meleklerinde onun ağlamasından ağlaşmaları üzerine Yüce Allah şöyle buyurmuştur:Arşın alt hizasında benim bir haremim vardır.Sen hemen gitte orada benim için bir beyt yap.Meleklerim Arşımı tavaf ettikleri gibi sende orayı tavaf et ve beni zikret.(2) Aslında hac ibadeti daha insanlığın ilk anından beri çekim merkezi olan Beytullaha yapılan bu çağrıya kulun lebbeyk diyerek cevap vermesi elest bezminde verdiği ahdin devam ettiğini ispatlamasıdır.

Kuzular analarının kokusunu alınca meleşerek koşarlar ardından..aşıklar Resulü Ekrem’in kokusunu alınca kendini O’nun yurdunda bulurlar …Nadanlar bunu anlayamaz!Alevi-Bektaşi yolunda peki hac var mıdır? Aslında değerli inanan canlar bu soruyu dahi sormak o kadar hata ki birçoğumuz cehalet makamında olduğumuz için var mı yok mu diye izah etmek zorundayız.Zira yolumuzun düsturlarında yer alan “hacca gitmeye gerek yok,Allah gönlümüzde gönlümüzü haccedelim” türünden fikirler basiretsiz kişilerce –ki Şeytan’ın en büyük hilelerinden biri inananların bu zaafını iyi değerlendirmesidir- yanlış anlaşılması ya da bilerek toplumu uçuruma sürüklemeleri bu ibadete bakış açısını da sakatlamıştır.

Hacı Bektaş Veli bakınız bu konuda ne buyuruyor: “Şeriatın makamları üçüncü makam:namaz ve zekat ve oruç tutmaktır ve hacca varmaktır ve gaza eylemektir ve cenabetten arınmaktır.Ve ekıymu’s-salate ve atuz-zekate ve sumu şehre Ramazan ve hıccül beyti men istetaa ileyhi sebila”(3) Tıpta ve hukuk dilinde uzuvları eksik doğan çocuklara hilkat garibesi denir.Bizim dedelerimiz ya da irşat makamını işgal edenler diyelim itikadını yolsuzdan,ehil olmayandan alınca bu eksik düşünce nesilden nesile aktarıla gelmiştir.Gerçek dedeleri tenzih ederiz.Sonra bugünün modern Marksist ateist sivil toplum önderlerince Alevilikle-İslamın bağını koparmak için elde tutulan bir silah halini almıştır.Hazreti Pir İslam’a sımsıkı bağlı gerçek bir Allah dostudur.Ve doğruyu bulmak isteyenlere söylenecek söz şudur: Aslan’ın olduğu meydanda çıkan çatlak sesler ancak Horasan köpeklerinin ürümesine benzer.Evet biz biliyoruz ki Hazreti Pir hayatında Hacca gitmiş dönüşte Anadolu’ya geçmiştir.Bu husus Velayetnamede anlatıldığı gibi canlı tasvirlerle eseri olan Makalat’ında da yer almaktadır. “Oradan hareketle hicaza,beytullaha vardı.imam Muhammed bakırın seccadesi yanında üç yıl komşu oldu.sonra medineye gitti… (4) Aslında ismindeki Hacı lakabı O’na gösterdiği bir kerametten daha çok o devirde Hacca gidip gelmenin önemli ve zor bir mesele olmasından verildiği kanaatindeyim.

Konunun başında da dedik bu ibadet herkese nasip olmaz.Nasıl ki meyve dalında olgunlaşmadıkça dalından koparıp yiyilmez Haccın da şartları gerçekleşmedikçe bizlere farz olmaz.Gidemeyen gönüller belki hasretle yanıp tutuşacaktır.Ancak Hz. Pir Hacca gidemeyenlerin bu şuuru yaşayabilmeleri için eserinde kıyaslama yapmıştır.Şimdi bu bölümü ele alalım: “İmdi kabaye gidene kılağuz gerek.Gönüle Kuran kılağuz yeter amma gönüle Çalab Yoldaş yeter.Ve hem kabede ihram giyerler.pes hakkı batıldan seçmek ihram giymeğe benzer.ve hem yoldan taş arıtmak kabede arafatta taş atmağa benzer.Geçmiş ömrüm safaya benzer kalan ömrüm merveye benzer.geçmiş günahına pişman olmak,kalan ömrü hak kulluğunda geçirmeğe safa ve Merve arasında yürümeğe benzer.Hemişe istiğfar ile yürümek kabeyi tavaf kılmağa benzer.Sakinlikle yürümek arafata varmağa benzer.” (5) Kurban olduğum Pirim sözü açık ve net söylemiş bohçalayıp gizlememiş ama manaya Batıni kokuyu sürmeyi de unutmamıştır.Bu sözün üzerine açıklama yapmaya hacet yoktur.İnkarcılara selam olsun biz buradayız!

Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın.. (6)

“Hacc bilinen aylardır.Böylelikle kim haccı farz ederse hacda kadına yaklaşmak fısk yapmak ve kavgaya girişmek yoktur.Siz hayır adına ne yaparsanız Allah onu bilir.Azık edinin şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır.Ey temiz akıl sahipleri benden korkup sakının.” (7)


ZEKAT

Posted Image

Hak kelamını okuduğumuzda Kuran birçok yerinde namazla birlikte zekatı da anmaktadır. Zekatın toplumsal açıdan ehemmiyetli olması diğer ibadetler içindeki konumunu da belirlemektedir.İçtimai hayatın sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi hukuksal, iktisadi, çevresel,kültürel vs. şartların yeterli düzeyde olmasına bağlıdır. Özellikle iktisadi şartlar diğer şartları etkileyen,sosyal gelişmeleri tetikleyen en önemli unsurdur.Zira yoksulluk insanı hukuku çiğnemeye,çevreyi kirletmeye,kültürü yozlaştırmaya,devletin yönetiminde kaosa, anarşiye hatta teröre dahi sebebiyet verebilir.İslam dini ekonomik sınıflar arasındaki uçurumların artmaması,zenginin fakir üzerindeki baskısının,su istimalinin önlenmesi için zekat müessesesini getirmiş ve iman edenlere bu ameli farz kılmıştır.

Mümin gönlünden dünya metaına olan tamahını kaldırmak zorundadır.Zira bu mallar bize yaşamı kolaylaştırmak üzere emanet olarak bahşedilmiştir.Kerim olan Allah’ın ikramıdır bizlere…Mülkün sahibi Malikül Mülk olan Allah’tır buna inanıyorsak malımızı O’nun yolunda infak etmemiz gerekmez mi?Kimin malını kimden kıskanıyoruz!Veren bir gün geri alır.Aşık Yunus bunu ne güzel ifade etmiştir: “Mal sahibi mülk sahibi,hani bunun ilk sahibi / Mal da yalan mülkte yalan var sende biraz oyalan”…

Malına güvenen Karun’u hatırlasın nasıl saltanatı yerle bir oldu.Hz.Ali Efendimiz (kv) hikmetli bir sözünde “İnsanlar dünyanın oğullarıdır.İnsan anasını severse kınanmaz.” buyurmuşlardır. (8) Mal sevgisi insanın fıtratında var.İşte bu fıtratın kötü yanlarını törpülemek ancak zekat ve sadaka vermekle olur.Allah cömertlere cehennemi haram kılmıştır.Mal sevgisi,evlat sevgisi,eş sevgisi,doğa sevgisi elbette olacaktır.Eğer bu sevgiler hakiki sevgiyi örtecek perdeler halini alırsa insanı uçuruma götürür.Evet cebimizde paramız olacak ama sadece o cebimizi ısıtacak gönlümüzü değil.Gönlün ateşi mutlak aşktır.Okuduğum bir kıssayı sizlere de aktarayım. “Selman-ı Farisi hazretleri hasta ölüm döşeğinde inlerken sahabelerden biri onu bu son anlarında yalnız bırakmak istememiş ziyaretine gitmiş.Bakmış Selman ağlıyor hem de nasıl.O manzara şuan gözümün önünde canlandı.Sahabe meraklanıp neden ağladığını sordu.Öyle ya Cennetle müjdelenen bu zatı hangi kaygı böyle ağlatabilir di!Selman sahibi olduğu malların hesabını nasıl vereceğini düşünerek inlediğini söyler.Sahabe Allah’a kasem olsun ki yattığı bir hasır ve su matarasından başka hiçbir şeyi yoktu diye rivayet ediyor.Hesapsız bir hırsla yığdığımız mallar yılanın zehri olup sinemizi dağlamasın..Ya da Hak rızası için cömert olup dağıttığımız ölçüde yaramıza panzehir olmasın;inanın bu bizim elimizde.Bakınız bu konuda Kuran ne diyor: “Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayan kimseleri elem veren bir azapla müjdele.Kıyamet gününde bu mallar ateş haline getirilecek ve onlarla sahiplerinin alınları yanları sırtları dağlanıp yakılacaktır.Bu ateş kendiniz için yığdığınız malınızdır.Yığdığınız malın tadını çıkarın.” (9)

Ekonomik sıkıntılar birçok farklı siyasal rejimleri doğurmuştur.Bu da beraberinde zorbalığı,din düşmanlığını getirmiştir.Dünya bu acı tecrübeleri yaşadı halen dahi yaşamakta. Zekat müminlerce tam anlamıyla yerine getirilebilmiş olsa inanın ülkemizde bir çok aç insan doyacak acılar yaşanmayacaktır.Mal verilmekle eksilmez artar.Hani bahçelerimizde ağaçları nasıl buduyorsak verilen zekatlar malımızı temizlediği gibi artmasına vesile olur.İmam Ali’nin şu veciz sözü konuyu ne kadar güzel özetliyor: “Malı mülkü din için yükenirsen bunu peygamber ne güzel maldır güzel kişinin malıdır diye övmüştür.Geminin içine dolan su gemiyi batırır ama altındaki su ona yürüme gücü verir.” (10)

Alevi-Bektaşi yolunda itibar gören erkana yönelik bir kitap olan Buyruk’ta Şeriatın üçüncü makamı olarak şöyle deniliyor: “Üçüncü makam ibadet etmektir.Bu namaz kılmak,oruç tutmak ve zekat vermekle yapılır.” (11) Sonuç olarak zekat ibadetine tüm İslami çevrelerce gereken önem verilmelidir.Bu güzel amel hayata geçirilmeli ve meyvelerini vermelidir.

Zekat vermeyen müşriklere veyl olsun.Bunlar ahirete de iman etmezler. (12)

HIZIR ERKAN BABA

1-Hac süresi-26. ayet
2-Peygamberler tarihi,M.asım Köksal sy-42
3-Makalat sy-27
4-Velayetname Böl.,H.H.Bektaşı Veli;Murat sertoğlu,sy18
5-Makalat sy-38
6-Bakara süresi-196
7-Bakara süresi-197
8-Nehcül Belaga,sy-409
9-Tevbe Süresi 34-35. ayetler
10-Nehcül Belaga,sy-80
11-İmam Cafer Buyruğu,Ant Yay. Sy-167
12-Fussılet Süresi 6-7. ayetler


http://ashabikehf.blogspot.com/2006/07/hac-ve-zekat.html

Offline Profile Quote Post Goto Top
 
1 user reading this topic (1 Guest and 0 Anonymous)
« Previous Topic · Alevilik Nedir? · Next Topic »
Add Reply