Welcome Guest [Log In] [Register]
Add Reply
Tevellâ ve Teberrâ
Topic Started: Jul 28 2012, 05:58 PM (163 Views)
MenAref
Member Avatar
Administrator

TEVALLA TEBARRA

Hoca Ahmet Yesevi’nin Anadolu topraklarına attığı meşale ile birlikte tasavvuf hayatına iki önemli kavram girmiştir.O ve onun takipçileri –buna Horasan ekolü de diyebiliriz- ne tamamen İmamların içtihatlarını göz ardı eden katı Sünni çevrelere ne de aşırı Şii anlayışlara kapılmadan hakiki bir Ehlibeyt sevgisini yaymaya çalışmışlardır.Mevzu bahis olan iki kavram tevalla ve teberradır.Tevalla Allah ve Resulünden ötürü Ehlibeyti sevmek, sünnetin aynası olan bu kişilere uymak,ahlaklarıyla ahlaklanmaktır.Tebarra ise Ehlibeyte buğz eden anlayışlara karşı içtihat hatasıdır gibi bahanelere sığınmadan erkekçe mücadele etmektir.Sanırım taş adresini bulmuştur.

Peki Ehlibeyt kimdir,kimlerden oluşur?Ümmü Seleme annemizden rivayet edilen bir hadiste Efendimiz “Hz. Ali,Fatıma,Hasan ve Hüseyin’i abasının altına alarak bunlar benim Ehlibeytimdir demiştir.Daha doğdukları anda dördü de Peygamberin dizinin dibinde yetişmişler,dinin inceliklerine vakıf olmuşlardır.Onlar nübüvvet ağacının meyveleridir.Onlar ilmi kaynağından doya doya içmişler,ayetler onların evinde nazil olmuş,velayet yolu kendilerine verilmiş,hayatları Kuran tefsiri,fiilleri sünnetin aynası olan kişilerdir.Onlar bize vasiyeti Resül olan iki emanetten biridir …

Bektaşi yolundan olan Ahmet Rifat şöyle diyor: “Ehlibeyt dostlarına dostluk düşmanlarına kinden maksat tevhid zikri ve mücahade ile bütün masivadan uzak durmaktır,zikri terk etmek değildir.” (1) Demek ki asıl tevalla tebarra dinin emirlerine uyup nefsi arındırmak kalpteki Allah dışında var olan her şeyi kapı dışarı etmektir. Yine son dönem Bektaşilerinden olan Şeyh Baba Mehmet Süreyya eserinde bu şöyle değiniyor: “Manası şudur ki iyiliği emretmek kötülükten alıkoymaktır.Gizli manası tevalla Hakkın rızası,tebarra ise Allah’ın dışında her şeyden vazgeçmedir.Fakat birde derviş itikadınca manası vardır ki Fahri Alem Efendimiz ve aile fertlerine,dostlarına dost olup tevalla ve düşmanlarını düşman bilip tebarra etmektir.” (2) Ahmet Sırrı Dedebaba Risalesinde ise şöyle ifade ediyor: “tasavvuftaki gerçek manası Allah rızasıdır.Yani nefsini,kalbini Allah’tan başka her şeyden temizlemektir.Bir sufi aşk derecesine ulaşmışsa artık dünyanın tüm zevk ve bağlarından kurtulmuş ve kalbinde Allah sevgisinde başka sevgi kalmamışsa tevalla-tebarra gerçekleşmiş olur.” (3)Bu topraklarda Peygamber ve Ehlibeyt sevgisini yayan nice erenler vardır.Ahmet Yesevi ile açılan bu çığır Hacı Bektaş Veli,Mevlana,Aşık Yunus,Ahi Evren,Abdal Musa gibi erenlerin gayretiyle Anadolu insanının ruhuna işlemiştir.Evet Kuran ve hadisler Ehlibeytin faziletinden ve farz olan sevgisinden bahseder dedik.Bu hususa dair birkaç ayeti takdirlerinize sunuyoruz.

Ahzab süresi-33. ayet

“Ey Ehlibeyt gerçekten Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.”

Her kişi mürşitlik sıfatına sahip olamaz.Mürşit arı olacak ki arıtabilsin.Cenab-ı Hak Ehlibeyti üstün faziletlerle donatarak bir nevi onlara irşat ve tebliğ için hazır olmalarını murat etmiştir.Bunun neticesi olarak ta Ehlibeyte siz bana bir adım gelirseniz ben size on adım gelirim demiş onlara arındırma vaadinde bulunmuştur.Evet Ehlibeytte diğer müminler gibi kulluk vazifesini yerine getirecek, Kuran’a uyacaktır.Tek ayrıcalık Allah’ın onları daha çabuk arındıracağıdır.On iki İmam Efendilerimiz masum pak insanlardır.Zira onları diğerlerinden ayıran Resulün yolunda soluksuz yürümeleridir.Tüm amellerden kendini soyutlayıp insanların kendilerini doyurmalarını bekleyen acizler Ehlibeyt olamaz.

Şüra Süresi-23. ayet

“(Ey Muhammed) deki:Ben buna karşılık yakınlarıma sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum”

Eğer Allah ve Resulünü seviyorsak Ehlibeyt’i seveceğiz.Bu şüphesiz imandandır.Evvel ahir Alim olan Allah Nübüvvetin sona ermesinden sonra Ehlibeytin çekeceği ezaları haber vererek iman edenleri bu sevgiye yöneltmektedir.Emevi ve Abbasi döneminde On iki İmama yönelik yapılan tüm saldırılar birçok sahte ve kaypak bilgin (!) tarafından meşruuymuş gibi gösterilmiş,mescitlerde Hz.Ali’ye küfredilmiş,Ehlibeyt doktrini dışlanmıştır.

Maide Süresi-55. ayet

“Sizin dostunuz ancak Allah,O’nun elçisi,rüku edici olarak namaz kılan ve zekatı veren müminlerdir.”

Bir gün mescitte namaz kılınırken bir dilenci içeriye girer.Namaz esnasında dilenir ama kimseden cevap çıkmaz.O an rüku esnasında Hz. Ali Efendimiz elini uzatarak parmağındaki yüzüğü ima ederek almasını ister ve dilencide yüzüğü alır. Bu durum yukarıda verdiğimiz bu ayetle Hz.Muhammed’e (sav) malum olur.

Bakara Süresi-274. ayet

“Onlar ki mallarını gece,gündüz,gizli ve açık olarak infak ederler.Artık bunların ecirleri Rablerinin katındadır,onlara korku yoktur onlar mahzun olmayacaklardır da.”

İlmin kapısı Şah-ı Merdan daima sadaka verirdi.Ve kabul olması için gece,gündüz,gizli ve açık olmak üzere dört şekilde sadaka verirdi.Cenab-ı Hak onun bu kemalini bu ayetle tasdiklemiştir.

Bakara Süresi-124. ayet
“Hani Rabbi İbrahim’i bir takım kelimelerle denemişti.Oda tam olarak yerine getirmişti.(O zaman Allah):Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım dedi.Ya soyumdan olanlar deyince zalimler benim ahdime erişemez dedi.”

Evet ayette Allah Hz. İbrahim’e soyundan insanlık önderlerinin geleceğini müjdelemiştir.Tabii ki insanlığın en yüksek burcu Hz. Muhammed Mustafa bu soydan gelmiş ve ardından da Oniki İmamlar gelmiştir.Bunların dışında Ehlibeytin devamı olan seyitler ve şerifler İslamın dinamiği olmaya devam etmektedir.Gerçek içtihat sahibi Oniki İmamlardır.

Enfal Süresi-27. ayet

“Ey iman edenler Allah’a ve Resulüne ihanet etmeyin,bile bile emanetlerimize ihanet etmeyin…”

Bu konuda son olarak çalışmamıza aldığımız bu ayet Kuran’ın Allah’ın kelamı olduğunu nasılda haykırıyor.Değerli inananlar Peygamberimiz tevatürle ulaşan bir hadiste: “Ben size iki emanet bırakıyorum.Biri Allah’ın sağlam ipi Kuran diğeri de benim Ehlibeyt’imdir.Bu ikisi Kevser havuzunda kavuşuncaya dek birbirinden ayrılmaz” demiştir.Geçmişte ve bugün birçok Sünni çevre taassup içinde Ehlibeyte mesafeli olmuş,içtihatlarını göz ardı etmiş,Emevi ve Abbasi saltanatının baskılarına ses çıkarmamıştır.Bu gün dahi İmam Hüseyin’i cesurca anamıyorlar,Muaviye’yi övmekten kaçınamıyorlar.Ha keza bizimde içinde bulunduğumuz Alevi-Bektaşi zümrelerce Kuran’ın emirlerine kayıtsız kalma,saptırma tevillerle sadece Batıni manaya yönelme –ki bunun altında ibahiyeci mantık yatar- hastalığı baş göstermiştir.Yine Şii çevrelerce sahabeye yönelik tutum ve davranışları aşırıya kaçması kabul edilebilir bir şey değildir.Evet hemen hemen tüm çevreler bize bırakılan emanete ihanet ediyoruz.Güruhu Naci yolu Ehli Sünnet (dört Sünni mezhep değil) yoludur.Güruhu Naci yolu Kuran’ın ve Ehlibeyt’in bir birinden ayrılmadığı yoldur.Ne mutlu Ali’yi (kv) sevip izine düşenlere…

HIZIR ERKAN BABA

1-Tarihi Boyunca Bektaşilik,Y.Nuri Öztürk sy-217
2-Tarikatı aliye-i Bektaşiye,Mehmet Süreyya Baba sy-18
3-Er Risaletül Ahmediye,Ahmet Sırrı Dedebaba


http://ashabikehf.blogspot.com/2006/07/tevalla-tebarra.html

Offline Profile Quote Post Goto Top
 
1 user reading this topic (1 Guest and 0 Anonymous)
ZetaBoards - Free Forum Hosting
Free Forums with no limits on posts or members.
« Previous Topic · Alevilik Nedir? · Next Topic »
Add Reply